Arşivler

14 Şubat Sevgililer Günü

”ONSUZ GECELER ISSIZ, SOKAKLAR ÖKSÜZSE… AYRILIK ÖLÜME, VUSLAT SEHERE DENKSE… HAYAT ONUNLA GÜZEL VE ONSUZ MÜPTEZELSE… O HALDE BUGÜN SİZİN GÜNÜNÜZ!..”
EÄŸer…
Onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boÅŸluÄŸuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreÄŸiniz…
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup
kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… Ve her konduÄŸunuzda diÄŸerini iple
çekiyorsanız bu hislerin…
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir
akrep kadar hain…
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa ve o, her durduÄŸunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe aÄŸlıyorsa…
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
Hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse…
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
Her ÅŸiirde anlatılan oysa… Her filmin kahramanı o… Her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa…
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiÅŸtirip beyninizi acıtıyorsa, iÅŸtahınız kapanıyor, iÅŸtahınız açılıyor, iÅŸtahınız ÅŸaşırıyorsa, iÅŸtahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa…
Eliniz telefonda yaşıyor, iÅŸaret parmağınızla ha bire onu tuÅŸluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduÄŸunu adınız gibi biliyorsanız…
Mütemadi bir sarhoÅŸluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuÅŸan birini dinlerken “keÅŸke o anlatsa” diye iç geçiriyorsanız…
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü…
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu…
Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız…
Onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse…
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse…
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine…
UÄŸruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa…
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa…
Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız…
Kaybetme korkusu, kavuÅŸma sevincinden ağır basıyorsa ve aÅŸk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim…
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir ÅŸarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa…
Her gidiÅŸte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize raÄŸmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…
O halde bugün sizin gününüz!..
“Çok yaÅŸa”yın ve de “siz de görün”üz

Yorum Gonder

Yorumunuz

*
Resimdeki karakterleri kutucuga girin
Click to hear an audio file of the anti-spam word